20 Kasım 2009 Cuma
çileler hep bağa...
bu aralar blogumla hiç ilgilenemedim. bu aralar dediğim yaklaşık bir buçuk aylık bir süre. bunun en büyük sorumlusu ise kutlu vize haftası idi. başka da bir sürü iş çıktı yapacak. çileler banaydı genelde. acayip yoğun bir dönem geçirdim. ama beynim oturdu şimdi yerine. az daha iyiceyim. (bu arada türk dış politikası'ndan da 80'i çakmışım, allah finallerime zeval vermesin inşalla, ne diyim. ) bak, ekim ayının takdirnamesi ve tasdiknamesini de yazamadım. neyse, kasım ayının ödülleriyle beraber onu da veririm. müessese full time çalışacak artık. durmak yok yola devam.
12 Kasım 2009 Perşembe
vizeler bende kafa yaptı.
çok kısa bişey diyip kaçıcam çünkü sınava yetişmem lazım. vizeler bitmek üzere şükür ama bende yaptığı deformasyon hiç hoş değil. nasıl toparlanacağım inanın bilmiyorum. bu konuyu daha ayrıntılı olarak irdeleyeceğim önümüzdeki günlerde. dün gece türk dış politikası çalışırken bi ara verip feysbuka bakayım dedim. arkadaşım aslı, notlarla ilgili bişeyler yazmış, türk dış politikasından yana dertli olduğumu bildiği için biraz gaz vermiş, "sen koskoca siyasi tarih 3'ü devirmiş adamsın seni kesseler acımaz vb.." bunun üzerine ona cevap yazdım. cevap, bendeki tahribatın boyutlarını biraz da olsa anlamanızı sağlayacak nitelikte:
yani anlamıyorum süper güç olunca ne olacak, götün tavana mı vuracak. çocuk gibi lan bu abd ile sscb. biri diğerini oynatmıyo hiç, bisikletini vermiyo. topunu havaya dikip tee öte mahalleden çıkartıyo. önümüze gelene bir tekme olayı (paktlar falan, çevreleme hesabı) ne lan bu. ortama bak. soğuk savaş diyolar bi de nası savaş anlamadım. soğuk savaş mı olurmuş. bildiğin trip bu. eski sevgili gibiler aynı. koskoca devletsin ayıp. devlet olmuşun adam olamamışın.
aslı deliriyorum ben kanka. help me."
"...siyasal tarih üçün canını yiyem ben bu arada. geçen dönemki tdp finalinden 45 aldım lan ben. vizem 80 idi, yedim caanım vizeyi. çalışmayınca öle oldu.
yani anlamıyorum süper güç olunca ne olacak, götün tavana mı vuracak. çocuk gibi lan bu abd ile sscb. biri diğerini oynatmıyo hiç, bisikletini vermiyo. topunu havaya dikip tee öte mahalleden çıkartıyo. önümüze gelene bir tekme olayı (paktlar falan, çevreleme hesabı) ne lan bu. ortama bak. soğuk savaş diyolar bi de nası savaş anlamadım. soğuk savaş mı olurmuş. bildiğin trip bu. eski sevgili gibiler aynı. koskoca devletsin ayıp. devlet olmuşun adam olamamışın.
aslı deliriyorum ben kanka. help me."
bütün gece soğuk savaş ortamında türk dış politikası çalıştım ben. beynimdeki bütün klasörler birbirine girdi. zor durumdayım çok.
neyse olmadı seneye alırım bi daha:(((
06 Ekim 2009 Salı
yine mi güzeliz, yine mi çiçek...?!
son zamanlarda ankaray ortamında dikkatimi çeken bir olay var. ister sabah okula neyim giderken, ister akşamüstü dönerken ya da gece eve dönerken bazı insanlarla karşılaşıyorum. bu insanlar çift olarak geziyorlar (male+female) . sonracıma, bu çiftlerden bayan olanlarının elinde bir tek çiçek ya da buket oluyor. bayan olanlar, önce çiçeği ya da buket halindeki çiçekleri burunlarına götürüp kokluyorlar, sonra çiçeği yanlarındaki er kişilerin burunlarına sokuyorlar ve zavallı er kişiler başlarına geleceklerden habersiz olarak aldıkları bu çiçekleri -boğulma tehlikesi altında- zoraki olarak kokluyorlar. her gün bu çiftlerden görüyorum ve onların tek bir çift olmadığına eminim. pek çoklar yani. örgütlü bir hareket misiniz, değilseniz olayınız ne çözmüş değilim. lütfen yapmayın ama böyle. romantik kategorisine girmiyor bu davranış. ne o öyle botanikçi gibi.
05 Ekim 2009 Pazartesi
ben elma soyabilen bir insanmışım

sebze ve meyve soymak benim en büyük kabuslarımdan biridir. ben sebze meyve soyamıyorum. yıllarca yiyeceğim meyveleri sebzeleri bir tabak ve bir bıçak eşliğinde anneme, babama ve anneanneme pasladım.hatta anneannem beni "sana elleriyle meyve soyacak kocayı nasıl bulacaksın acaba?" diyerek beni hep demoralize etti. üniversiteye geldiğimde ise domates ve salatalık soymayı üstün çabalar sonucunda öğrendim. şeftali konusunda da bu yaz tezimi verdim. artık onu da soyabiliyorum. fakat elma?! elma, hele de sert, sulu yeşil elma... canım elma hep çok imkansız görünürdü bana. ama az önce onu da soydum, daha doğrusu soyabildiğimi fark ettim.
elma soyamadığım için, dedim ki:" şunu alıp ufak parçalara böleyim, sonra her bir parçanın kabuğunu soyarım." bunu bana hangi güç dedirtti inanın bilmiyorum. sonra o konsantrasyonla küçük parçaların kabuklarını soydum. sonra kafama dank etti, ulan ben bıçağı bu parçalarda bıçak açısı-kabuk kalınlığı oranını düzgün ayarlayabiliyorsam, aynı şeyi bütünde neden yapamayayım? bu tümevarımcı hipotezimi test etmek için mutfaktan ikinci bir elma aldım ve evet, elmayı soydum. hem de meyvesinden hiç fire vermeden. hatta,yasak meyveyi az önce yedim bile!
elma imtihanından geçen ünlü kişilere bin selam! (bkz: adem ve havva, bkz: isaac newton, bkz: emine beder) hakkaten insan kendini süper hissediyor.
04 Ekim 2009 Pazar
anneannem ve diplomasi sanatı
anneannem, obama başkan seçildiğinde "aaa çitlembik başkan olmuş." demişti
geçen gün haberleri izlerken angela merkel için "bu kaknem karı bizi avrupa birliğinde istemiyor di mi" dedi.
anneannem dışişleri bakanı olsa, milletçek çok eğlenebiliriz. sen türkiye'sin , büyük düşün, eğlenceye takıl! (ehehehe.. çitlembik dedi ya. yerim seni ben.)
30 Eylül 2009 Çarşamba
AYIN TASDİKNAMESİ

CANIM OKULUM
yüz elli yıldır olduğu gibi bu yıl da açılan, açılır açılmaz olanca gazabını üzerimize salan okulum, bu ayın tasdiknamesini müessesemizden alıyor efenim.
arkadaşım,zaten ilk hafta ders olmaz, ikinci hafta da bayram, nasıl olsa kimse gelmez diye bir kaç gün asalım seni dedik, hemen başlamışsın derslere. hemi de öğrenci yokken doğru dürüst. neyse, bu pazartesi başladık hemen ümüğümüze çöktün. alışma devresi diye bişey var demi, balığı bile akvaryuma koyarken alıştıra alıştıra koyuyorlar. ne bu acele anlamış değilim. ilk ve ortaöğretim kurumlarıyla beraber açılıp kapanıyoruz her sene. nedir bu acele yahu? azcık soluklansaydık, ilim irfan kaçmıyor ya. :((((( (ekstra üzgün sımayli)
AYIN TAKDİRNAMESİ

SGT. DONNIE DONOWITZ
efenim, bu aydan itibaren verilecek olan "ayın takdirnamesi" ve "ayın tasdiknamesi" ödüllerinin ilki, takdirname kategorisinde sahiplerini buluyor.
müessesemiz, quentin tarantino bey'in "köye inem nazi dövem" temalı son filmi soysuzlar çetesi'nde, nazilerin beynini beyzbol sopasıynan, bendenizi de, -aslında tipsiz olmasına rağmen- karizması ve duruşuyla dağıtan, ziyadesiyle sayko çavuş donnie donowitz'e ayın takdirnamesini veriyor.
roman, dizi ve film karakterlerine aşık olmak konusunda hiç bir sınır tanımayan,hiç bir sakınca görmeyen ve hiç bir masraftan kaçınmayan bünyemi alt üst eden sayın donowitz, insafa geliniz.
şiddet yanlısı bir insan değilim kesinlikle ama bana "kurban olam sopa tutan ellere vay vay" dedirttiniz yani. başka da kimseye yapmam bu kıyağı. çok hoşsunuz lan. burayı okursan beni ara. kib sçs byes.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
