
spor müsabakalarını çok severim. genel olarak sporsever bir insanımdır fakat spor yapmam. yani sporu uzaktan severim, izlerim. gerçi geçen senelerde ortaokuldayken bir sene hentbol oynadığım istihbaratı üzerine beni yakapaça fakültenin hentbol takımına almışlar idi. bir ay kadar sahalarda afedersiniz adeta bir dana gibi koşmuş, molalarda adeta bir teyze gibi tıknefes olmuştum. sadece bir adet gol atabilmiştim fekat, o golü atmak için kaleye hamle şeyederken yedi metre çizgisine bastığımdan mütevellid gol sayılmamıştı. olsun, yine de fakültemizi, aynı takımla yaptığımız iki maçtan sonra (bu noktada türkiye'de sporun neden gelişmediği üzerine bir makale girizgahı girişiminde bulunabilirdim ama yapmayacağım bu işkenceyi) şampiyonluğa taşıdık. lacivert-beyazlarda yüzler güldü.
ne diyeceğidim, benim spor müsabakalarını sevmemin başka bir sebebi ise bu müsabakalarda bir çok yakışıklı sporcuların ceng itmesidir. efendime söyleyim, bir dünya atletizm şampiyonası olsun, bir avrupa voleybol şampiyonası olsun, hele hele 32 kısım tekmili birden olimpiyat oyunları olsun bunların hiçbirini kaçırmam, bir hıncal uluç dikkati ile ekran başından bay sporcuları süzerim. beğendiklerimi huzuruma çağırırım.
bugünlerde de tenis turnuvaları ekranları şenlendiriyor. geçen sabah bir uyandım,açtım televizyonu baktım yurosportta avustralya açık tenis turnuvası. tenis sporundan nefret ederim fakat tenisçi beyefendilerden asla ve kat'a.yukarıda gördüğünüz son gözdem olan tangocu (arjantinli futbolcular için kullanılan bir türk spor yazını deyimi olan "tangocu"yu arjantinli bir tenisçi için kullanan ilk türk benim sanırım) juan martin del potro ile de australia open sayesinde tanıştım efendim. sporun ne kadar faydalı bir şey olduğunu bir kez daha tecrübe etmiş oldum böylece. diğer müsabakalarda göz koyduğum sporcuları birer birer andım yeniden. ammavelakin şu ana kadar juan martin gibisini görmedim, göremedim. ilk kanguruya binip avustralya'ya gidesim geldi çünkü uçak biletleri çok pahalı.
olsun juanım martinim, ben bi şekilde sana ulaşıcam. derdimi anlatacak kadar ispanyolcam da var, derdini söylemeyen derman bulamaz derler bizim burada. ben ilk kanguru ile avustralya'ya gelene kadar adios aşkitom. öperim seni.




